22 Ağustos 2016 Pazartesi

İZMİR


                                                                                                                                                            
Γεια σας, όμορφη Σμύρνη!

 

Yani diyor ki; “Merhaba, güzel İzmir!”

Aylardır bir o yana bir bu yana koşuyorum. Hayatım stabil gidiyor desem yalan olur. Çünkü her zaman ki gibi karışık, darmadağın…

   Bu arada yazımın başında da söylediğim gibi merhaba güzel İzmiiir…. Neredeyse  1 aydır İzmirdeyim; yaz okulu için. Hiç ama hiç geri dönmek istemiyorum o kadar mutluyum ki. Sanırım bunun nedeni burada kendimi bulmam oldu. Sonuçta 22 yıl aynı şehirde yaşadım. O kadar kısıtlamışım ki kendimi geniş açıdan bakmayı unutmuşum hayat, insanlar değişmiş… Burada o kadar çok şey öğrendim ki. Mutlu olmayı, anı yaşamayı, gerektiği zaman vurdumduymaz olmayı, bunlar özgürlükmüş. Ohh be dedim ohh be! Huzuru buldum be! Belki ben böyle söyleyince çok baskıcı bir ailede yaşadığımı zannedeceksiniz ama öyle değil  rahat modern bir ailem var. Ama bazı şeyler aile yanındayken öğrenilmiyormuş biraz ayrı kalıp büyümek gerekiyormuş. Onların penceresinden hiçbir eksiğim sorunum yok fakat bazı gerçekleri görünce çok eksiğim olduğunu gördüm ve bunları tamamlamaya çalışıyorum. Bu demek değil kendi şehrime gidince mutsuz olacağım, evet belki kordonu, karşıyaka’yı hatta yurdumu bile özleyeceğim ama döndüğümde artık bir şeylerin farkında döneceğim ve bu beni olgunlaştıracak. Özel hayatıma gelince konu, o kadar çok şey oldu ki… Gerçek bir ilişkim oldu, 1 sürdü ,kendi  bitirdi , kriz geçirdim nefes alamadım, hayatımın sonu sandım ama değilmiş. Her şey geçiyormuş hatta daha iyi oluyormuş darbe alan yaraların sertleşiyor seni daha güçlü biri yapıyormuş bunu anladım. Onu sevdiğim için bir an bile pişman olmadım tek pişmanlığım bağlanmak oldu. Siz siz olun kolunuza, kedinize evde ki masanıza hiçbir şeye bağlanmayın. Ne kadar bağlanırsanız o kadar çabuk kaybediyorsunuz. Her an kaybedecekmişsiniz gibi yaşayın tabii paranoyak olun demiyorum ama varlıklarına nasıl alışıyorsanız yokluklarına da o kadar çabuk alışın. Dediğim gibi her şey biter. Eski sevgilini unuttun mu derseniz? Çok zor oldu çok yanlış yaptım ama bitti ufacık bir kırıntı bile kalmadı. İzmir’e geldiğimden beri çok insanla görüştüm çoğu olmadı. Ee tabii erkeklerin çoğunun korkak olması ve ciddi bir ilişki istememesi buna etken. Kiiiiiii biri var aslında. Adını koyamadığım bir şey sanırım bu. Aramızda kısa sürede nasıl bu kadar elektrik heyecan oldu bilmiyorum. Onu gördüğümde kalbim deli gibi çarpıyor, elimi tuttuğunda bir sıcaklık geçiyor ondan bana. Ne olur ne biter bilmiyorum tek istediğim o ve ben” “biz” olmayacaksak olmasın. Ben onun olmalıyım o benim. Emir kipini sevmeyen ben onun bana o tavırlarını sever oldum. Kedi gibi susuyorum resmen. Yeni sevgilisinden ayrıldığı için korkuyorum. Bu konuyu yakın kız arkadaşıma açtığımda eski sevgilisiyle çok ayrıldıklarını ve o ayrılıklarda yanında hiç kız görmediğini söylüyor. O şaşkın ben şaşkın ne olacak bilmiyorum. Hem sevgili değiliz hem yanyana olduğunuzda yıllardır sevgili gibiymişiz gibi davranıyoruz. Hiç mesajlaşmıyoruz ama birlikteyken birbirimizin her şeyini biliyor gibiyiz. Çok tuhaf çook. Bir sıkıntı o İzmir de ben ona 13 saat mesafe uzaklıktayım.

  Ahh çok farklı çok onunla yaşanılanların altı boş değil hepsi derin özel duygularla doldurulmuş gibi. Hani bilir misiniz öpüşürken gülümsemek vardır. Bu çiftin birbirine seni seviyorum demesidir konuşulmaz ama hissettirilir. İşte  bu başıma ilk defa geliyor sanırım sarhoş olurum onun güzel bakışlarına!...

En kısa sürede görüşmek dileğiyle!...

 

                                                                                            KELİMESİNİ ARAYAN KADIN

30 Nisan 2016 Cumartesi

SİYAH (BÖLÜM 1)

Ahh ah merhaba,
  
  Ben ne yapıyorum ne oluyor hayatımda bilmiyorum. En son aylar önce bir yazı yazıp sizinle paylaşmıştım. Hani başka yazdıklarım oldu aslında ama hepsini paylaşmıyorum. Ama dedim artık dur her şeyini yazıyorsun Twitter olsun Facebook olsun buraya da yaz. Aylar önce Bay Artist vardı hatırlasanız kendisine biraz “Siyah Kalpler” de değinmiştim.
  
  Baştan başlayalım; Biz şubat ayında yarışmada tanıştık, aslında tanıyordum ama resmi olarak tanışmamıştık. Şimdi adam yakışıklı zaten oradan bir puanı vardı. Ayrıca programın yarısında sunucu da bendim. Biz tanıştık merhaba nasılsın merasiminden sonra malum yarışma başladı. Biz yazık avare gibi bekle bekle arkadaşım sunmuyoruz başka biri sunuyor ya sabah sıkıldık. Sonracığıma çok şükür yemek arası geldi çıktık şimdi bunun gözü bende farkındayım ama konduramıyorum hani biliyorum biraz yaş var aramızda. Neyse efendim yemekten geldik 1,5 saat sonra sıra bana geldi. Allah Allah sanki milyonlara sunacağım bende bir gerginlik oysa sadece 500 kişi bile yok yani. Ben gergin olunca yanıma geldi ;

–İstemeyerek mi yapıyorsun?
-Hayır çok istiyorum hatta yapmam lazım ileride mesleğim olacak ama mikrofonda ilk defa sesimi duymak tuhaf geldi…
-Rahat ol , sakin ol..  Yaparsın (El omuzda dikkat!)

Şimdi etkilenmedim desem yalan olur 12 hakem var bir bu bana yardımcı olmaya çalışıyor. Efendim sonra geliyor el belde, el omuz da sanırsın biz sevgiliyiz. Şimdi adama dokunduramıyorum sonuçta bizim camia az böyle. Ama ilk defa başıma geldi o da ayrı. Hani kadınlar bilir şimdi diyeceğimi. Bir erkek size dokunduğunda hani ne amaçla olduğunu hemen anlarsınız. Bu kötü değildi çok hoştu hatta çok etkileyiciydi.  Adam kulağıma normal bir şey söylüyor bana aşk şarkıları söylüyor gibi geliyor. Ahh ahh aşk.. Böyle geçti ne fazla ama tabii biraz eksik hepsini anlatsam sayfalara sığmaz. Yarışma bitti… Hocam, arkadaşım ve ben bekliyoruz gidelim öldük yani sabahtan beri topuklularla kolay değil. Bay Artist geldi hocamızın elini öptü teşekkür etti ve hocam gitti. Kaldım öyle, her şey için teşekkürler hani yanlışım olduysa özür dilerim dedim. Elimi öptü, tuttu “Hayır çok güzeldi ben teşekkür ederim her şey için dedi.” Yazık yavrum arkadaşımın da elini sıktı sanki kız orada değil bana döndü “Akşam geleceksiniz değil mi?” dedi. Evet ben geleceğim dedim. “O zaman lütfen akşam dans edelim lütfen” dedi. Allah’ım baş hakem bana neler diyor yanına geliyorum sanırım. Broşunu çok beğendiğimi söyledim hemen verdi senin olsun beni hiç unutma dedi… Ayyy…. Sarıldım… İçim gitti yazarken ilk sarılmam ona. Elimi öptü akşam görüşürüz dedi. Ama ben o an böyle eriyemiyorum ki, acaba kim gördü sıçtım kesin dedikodu olacak modundayım. Yalnız şuan sadece tanışmamız daha bitmedi ama çok uzun oldu muhtemel iki yazıya böleceğim. J Biz geceye gittik. Ay bir kalabalık içim şişer böyle geceler de herkes artistlik peşinde olur bir rahat dans edemeyiz. Her neyse ben yanına gittim;

-Merhaba Hocamm,
-(ellerimi tuttu eğildi sol yanağımdan öptü)Merhaba hoş geldin, dans edelim mi?

Ay ben şok kelime bulamıyorum resmen konuşmaya. Neyse biz dans ediyoruz ama ben heyecandan bayılacağım hata yapacağım diye ödüm kopuyor. Bitti, sarıldık, sol yanağa alıştı ya öptü hani boynumun sol tarafının hatırı kalmasın diye öpmesin mi? Ben o piste çakıldım o an bittim ne oluyor lan aşk ilanı mı ne bu? İçimde ne fırtınalar kopuyor da şoktan çıkamıyorum ki! Teşekkür etti o. İnanın ben teşekkür ettim mi hatırlamıyorum. Şoklar içinde sevdiğim bir arkadaşımın yanına gittim dayanamadım gündüzü de anlattım o da ben gördüm ki elini öptüğünü hatta ne manağ yani dedim ve şok oldum dedi. Al işte, varan 1. Neyse bunları da anlatınca hani davranışlarına bak belki herkese öyledir dedi. Baktım yok valla sadece bana. Acaba diyorum kardeşçe falan mı? Yok artık böyle kardeşlikte olmaz yani.  Ben düştüm. Dans ederken pat diye düştüm ama çok tatlı düştüm bak J Birkaç şarkı sonra yanıma geldi napıyorsun dedi. Az düştüm ya canım yanıyor biraz dedim. Ne zaman dedi? Biraz önce dedim. Ben görmedim ve ben görmediysem hiç kimse görmemiştir dedi ve gitti. Allah’ım adamın etkilemek için yapmadığı kalmadı... 2 Kere daha dans ettik sonra. O kadar güzeldi ki bitmesin gece istedim. Ama bitti…
  
İşte böyle birinci bölümün en kısası böyleydi. Muhtemelen hepiniz bitirmediniz bu yazıyı sonuna kadar okuyanlara özel olarak teşekkürlerimi sunarım. Yazının devamında görüşmek üzere…


NOT: Anneannem bile yarışmada adamın ilgisini fark etti!


                                                                                                            
                                                                                                       SEVGİLER
                                                                                          
                                                                                    KELİMESİNİ ARAYAN KADIN





23 Şubat 2016 Salı

Siyah Kalpler


                                                                                                                                                         

  Aşkın bir rengi varsa hayatımızda, kırmızıysa kabul edilen renk bende siyaha döndü o aşk. Artık ne sevileceğime inanıyorum ne de sonucu olan bir aşka.

  Kime elimi atsam altından bir şey çıkıyor. Hani karşıdan bir ilgi geliyor ilk sonra bir bakıyorum ya yaşı büyük ya sevgilisi var ya da çocuğu var… Olmuyor ne yapsam adam gibi biri çıkmıyor. Yalnızlığa o kadar kolay alışılıyor ki insan birinin küçük bir ilgisi bile muhtaç olduğun aşka sürükleyebiliyor seni. Ne kuşların kanat çırpışı, ne kelebeklerin 1 gün sonunda ki ölümü, ne de terkedilen bir köpeğin ağlama sesi, anlatamıyor kalbinin muhtaç olduğu mucizeyi. Aşk bitti belki. Ya da benim hakkım doldu. Doldu desem bir elin parmaklarını bile geçmez ilişkilerim. Hatta aralarından uzun ve kısalar diye ayırsam sadece biri kalır. Tamam anlıyorum illa hayatımın aşkını hemen bulacağım diye bir şey yok ama kardeşim yeter be yeter daha ne kadar kalbim kırılacak daha kaç kere yere düştüğüm yerden kalkacağım tek başıma. Kimi sevsem sensin diyebileceğim bir adam bile yok yeminle. Biri büyü falan mı yaptırdı düşünmüyorum değil. Kız kurşun mu döktürsem acaba. Bekle bekle bir şey olduğu yok anam babam usulü kurşun döktüreyim bari bir o kaldı yani. Oradan bakınca sanki abartıyorum gibi düşünüyorsunuz belki ama hayır abartmıyorum canımcım. Şimdi birinden hoşlandım diyelim yakın arkadaşımdan hoşlanır ya da benden istediğini alamayacağını düşünür başka birine gider ya da benim yaşlarımda yakın olur yüzük yok ne güzel dersin facebook taranır başta bir şey yoktur aa bir de bakmışsın instagrama bu ayı evli eyvallah dünya ahiret kardeşimdir . Yetmedi mi sonuncu olay; (Bay artist olsun adı.) Bay artist gelir ilginin alası, elimi öpmeler ,ne olur gelin demeler ,herkesin içinde sevgilim gibi davranmalar , akşam olur bin kere dans etmeler , bana özel olduğumu hissettirmeler ve ahh ahh güzel yüreğine bir anı olsun diyerekten kendine ait broşu bana hediye etmesi… Sonuç: ertesi gün olur ben stalklarım her yerden aaa sürpriz karısıyla boşandığı belli olmayan 4 yaşında bir oğlu olan bir adam. Allahım ben nerelere gidem başımı nerelere vuram! Kimseyi sevmek istemiyorum, kimseye inanmak istemiyorum yeter artık kaldıramıyorum. Lanet olsun bunların bir rüya olduğuna inanmak istiyorum sanki uyandığımda sadece güzel şeyler kalacakmış gibi… Ben nasıl bağlanırım bir insana bilmiyorum hayalim seneye bu şehir de olmamak ve sadece mesleğim olsun yeter.

  Hayatımıza giren Issız Adamlar ve geride bıraktıkları Issız Kadınlar… Aslında sevmedikleri hallerimizi onlar yaratıyorlar ve bunun farkınla değiller…


                                                                                                          KELİMESİNİ ARAYAN KADIN

26 Aralık 2015 Cumartesi

KELİMESİNİ ARAYAN KADIN 1 YAŞINDA!

Merhaba…

  1 yıl sonra yeniden merhaba ile başlamak. O gün ki ben, değişti artık. Tabii bu bir anda gerçekleşecek bir şey değil bunu gördüm.

lk eski yazılarıma bakmak oldu işim. Geçen yıl 29.12.2014 te ilk yazımı yazmışım. Ama asıl siteyi açtığım gün 26.12.2014tür. Yani geçen yıl bugün. Ne diyorduk…  Değiştik varolan ve varolacak her şey gibi. Geçen yıl gözyaşlarımla yazdığım yazımı bugün hafif bir gülümsemeyle yazıyorum. Üzülecek çok şey var ama gülecekte çok şey var bunu fark ettim. Geliştim eskiden önemsediğim önemsiz ayrıntıları artık önemsemiyorum. Her zaman güldüğümden daha fazla gülmeye çalışıyorum. Eskisi gibi sadece bir şeye bağlı kalmıyorum beni geliştirecek her fırsatın arkasından gidiyorum. Artık kendimi daha çok beğeniyorum. İyi ya da kötü “İŞTE BU BENİM.” diyebiliyorum. Evde söylenmeden iş yapıyorum hayatında sayılı evde iş yapmış biri olarak kendimi tebrik ediyorum. Hani yemek yapmayı falan daha iyi öğrendim. :) Evde kalmam umuduyla yaşamaya çalışıyorum. Evde kalma diyorum da çok ta umurumda değil aslında benim daha önemli hedeflerim var evlenmek dışında. Artık kararsız değilim ileride ne olmak istediğimi hangi mesleğe yönelmem gerektiğini biliyorum. Eninde sonunda mutlu olacağımı biliyorum. Biliyorum belki çok yıpranacağım. 22 yaşında mezun olup üstüne 4 yıl daha okumak belki delilik. Ama hayatımın geri kalanını pişmanlıkla geçirmek istemiyorum bir daha 22 yaşında olmayacağım. Evet, belki çok iyi gelirim olmayacak ya da annemin istediği türden bir damat adayı benimle evlenmek istemeyecek. Olsun evet hayata geç başlasam da yıpransam da istediğim bir şey için yıpranacağım hayatımın geri kalanında mutlu olmak için yıpranacağım. Hem belki gerçek karşılıklı aşkı da bulurum? Hatta kelimemi de?



    Bu bloğu açarken büyük hayallerle açmamıştım binlerce kişi okusun bilsin gibi. Kendim için açtım kendim için yazdım. Yeri geldi şahsıma yönelik küfür yedim. Yeri geldi adını bilmediğim anonim arkadaşlarım destekledi. İşte öyle… Gerçek kişiliğimi bilen kişi 1 iken sayı 5 oldu. Yanımda olan herkese teşekkürlerimi sunarım. Umarım geriye baktığınızda iyiye doğru değiştiğinizi görürsünüz.

KELİMESİNİ ARAYAN KADIN 1 YAŞINDA!....

                                                                                                SEVGİLER

                                                                                KELİMESİNİ ARAYAN KADIN

13 Kasım 2015 Cuma

GİT

                 
Git, öyle bir git ki…
Bir parçan kalmasın sana ait,
Bende duran.
Şarkılar yine sussun gecelere.
                           
Git, öyle bir git ki…
Unutayım sensiz geçen yılları.
Ne sen benimle nefes al,
Ne de ben seninle nefes alayım.

Git, öyle bir git ki…
Uçurumdaki gözyaşlarım kurusun.
Bende nefret olsun aşkın,
Çöle dönsün.

Git, öyle bir git ki…
Bende bıraktığın yarını da,
Bende bıraktığın umudu da,
Yanında götür.
                                                                  KELİMESİNİ ARAYAN KADIN


12 Kasım 2015 Perşembe

BÜYÜMEK

                     
  
  Yıllar hızlı akıp gidiyor denizlere ve biz büyüyoruz. Kıymetini bildiğimiz ya da değerini anlamadığımız zamanlar geri dönmemek üzere gidiyor.
3 yıl önce sorsalardı bana;
- “Blog açmayı düşünür müsün?” diye.
 -“Hayır.” derdim.
   
   Şuan bakıyorum da kendime ne kadar değişmişim. Tek ben değil arkadaşlarım, ailem, tanıdığım herkes değişti. Eskiden çok masum gelen insanlar gölge oldular benim için ya da bir zamanlar tabu olan konular artık hayatın inanmadığım gerçekleri oldu. 3 yıl yeri geldi çok ağladım, boş yere kavga ettim yeri geldi çok hırslandım yeri geldi çok sevdim hatta nefret ettim sevmekten. Her sevdiğim de her değer verdiğimde hüzünlenen ben oldum. Nedenini geçmişe bakıp anlamak istesem bir hiçbir boşluk çıktı karşıma. Mutluluklarıma baktığımda hiç pişman olmamışım yaşadığım mutluluklardan. Ne bedel ödemiş olsam da onlar benimdi hep benim anılarımda kalacaktı. Atılan replikler, okunan şiirler ve söylenen şarkılar hiçbir zaman çıkmayacak kafamdan hep bir yerde olacaklar.  Onlar benim en güzel en saf yıllarım olarak unutulmayacak. Ne kadar kötü şeyler yaşasam da yeri gelince kavga etsem de hep bir yerde iyi ki yaşamışım diyeceğim. Çünkü onlar olmasaydı ben şimdi ki ben olmazdım. Hayatım nasıl olurdu bilmiyorum. Belki başka bir hobi edinirdim ya da düz bir öğrenci olurdum sadece. Bilmiyorum insan çok şey yaşıyor bazılarını erken unutuyor be! Verdiği emekleri, dostlukları her neyse… 
3 yılım bitti 4.yıldayız. Yeri geldiğinde en çok güldüğüm yeri geldiğinde en özel yaşanmışlıklarımı anlattığım üç arkadaşım hala yanımda. Bakıyorum da ne kavga etmişiz değmez şeyler için. Ama bugün bir şeyi çok iyi anladım biz gerçekten değiştik. Eskiden birbirimizden sakladığımız sırları kavga etmeyelim diye saklardık. Ama şimdi birbirimizi üzmemek için saklıyoruz. ..

  Biz büyüdük artık bizi hiçbir şey kıramaz. Kendimizden başkalarının bir önemi olmadığını anladık. Yıllar boyu salak yerine koyulduğumuzu, biz ağladığımızda güldüklerini gördük. Biz artık büyüdük kendimizden başka hiç kimse üzemez.

Özgürlük budur! Hayat budur!

                                                                                              KELİMESİNİ ARAYAN KADIN


“İnsanın vicdanının rahat olabilmesi için bedeninin acı çekmesi yeterli mi?”
             

                                                                                                    JEAN PAUL SARTRE

18 Eylül 2015 Cuma

Denemek Üzerine

                                            

Merhaba…

 Bir aydan uzun bir süre sonra yine buradayım. Aslında nasılım? İyi miyim? Kötü müyüm? Bilmiyorum. Ama karmakarışık haldeyim… İnandığım masallar büyüdükçe azalıyor ya da önemini yitiriyor. İçimdeki karmaşayı çözemeyecek kadar kalabalık düşüncelerim.
   
   Verimli bir 1,5 ay geçirdiğim doğrudur ama sadece iş hayatı olarak. Stajım bittiğinde anladığım tek şey özel hayatımı unuttuğum oldu. Ne kelimeler ne de insanlar hak ediyor bunu. Bu dengeyi nasıl kuracaktım? İlerde hayallerimin mesleği değil de şuan okuduğum bölüm mesleğim mi olacaktı? Tek düşündüğüm robot gibi olmamalıyım ben! Mutlu olmalıyım iş yerinde mutlu olup dışarı hayatımda asosyal biri olmamalıyım bu doğama aykırı. Ama mutlu olduğum yerde olsam? Bilmiyorum belki onunda eksi yönleri çok olacak ama mutlu olur muyum? Evet. Şuan mutlu muyum? Evet. Ama bir şeyler eksik gibi. Sanırım insan iki şey hakkında karar vermeden önce ikisini de denemeli ve görmeli. Denemek için cesaret lazım. Peki, bende o cesaret var mı? Eskiden vardı en azından stajdan önce… Bir şeyi başarınca diğer şeyi denemek istemiyor insan, kolay geliyor bir başarının arkasına saklanmak. Acaba daha mutlu olur muyum? Yoksa çok mu üzülürüm? Yoksa ya da acaba ile başlayan diğer sorular aklımı kurcalıyor. Bazen keşke beni şevke getirecek bana yardımcı olacak biri olsa diyorum. Sonra vazgeçiyorum. Niye başaramayım ki? Kim istemişte yapamamış bu güne kadar? Afife Jale'nin arkasında kim vardı? Ya da Jeanne d'Arc ? Ya da Hazerfen Çelebi nasıl emindi o merdivenleri çıkarken, inişinin yürüyerek olmayacağına?

Denemeli miyim diye soruyorum yine kendime? Başarana kadar da soracağım ve yine ve yine deneyeceğim sanırım…

                                                                           KELİMESİNİ ARAYAN KADIN