26 Aralık 2015 Cumartesi

KELİMESİNİ ARAYAN KADIN 1 YAŞINDA!

Merhaba…

  1 yıl sonra yeniden merhaba ile başlamak. O gün ki ben, değişti artık. Tabii bu bir anda gerçekleşecek bir şey değil bunu gördüm.

lk eski yazılarıma bakmak oldu işim. Geçen yıl 29.12.2014 te ilk yazımı yazmışım. Ama asıl siteyi açtığım gün 26.12.2014tür. Yani geçen yıl bugün. Ne diyorduk…  Değiştik varolan ve varolacak her şey gibi. Geçen yıl gözyaşlarımla yazdığım yazımı bugün hafif bir gülümsemeyle yazıyorum. Üzülecek çok şey var ama gülecekte çok şey var bunu fark ettim. Geliştim eskiden önemsediğim önemsiz ayrıntıları artık önemsemiyorum. Her zaman güldüğümden daha fazla gülmeye çalışıyorum. Eskisi gibi sadece bir şeye bağlı kalmıyorum beni geliştirecek her fırsatın arkasından gidiyorum. Artık kendimi daha çok beğeniyorum. İyi ya da kötü “İŞTE BU BENİM.” diyebiliyorum. Evde söylenmeden iş yapıyorum hayatında sayılı evde iş yapmış biri olarak kendimi tebrik ediyorum. Hani yemek yapmayı falan daha iyi öğrendim. :) Evde kalmam umuduyla yaşamaya çalışıyorum. Evde kalma diyorum da çok ta umurumda değil aslında benim daha önemli hedeflerim var evlenmek dışında. Artık kararsız değilim ileride ne olmak istediğimi hangi mesleğe yönelmem gerektiğini biliyorum. Eninde sonunda mutlu olacağımı biliyorum. Biliyorum belki çok yıpranacağım. 22 yaşında mezun olup üstüne 4 yıl daha okumak belki delilik. Ama hayatımın geri kalanını pişmanlıkla geçirmek istemiyorum bir daha 22 yaşında olmayacağım. Evet, belki çok iyi gelirim olmayacak ya da annemin istediği türden bir damat adayı benimle evlenmek istemeyecek. Olsun evet hayata geç başlasam da yıpransam da istediğim bir şey için yıpranacağım hayatımın geri kalanında mutlu olmak için yıpranacağım. Hem belki gerçek karşılıklı aşkı da bulurum? Hatta kelimemi de?



    Bu bloğu açarken büyük hayallerle açmamıştım binlerce kişi okusun bilsin gibi. Kendim için açtım kendim için yazdım. Yeri geldi şahsıma yönelik küfür yedim. Yeri geldi adını bilmediğim anonim arkadaşlarım destekledi. İşte öyle… Gerçek kişiliğimi bilen kişi 1 iken sayı 5 oldu. Yanımda olan herkese teşekkürlerimi sunarım. Umarım geriye baktığınızda iyiye doğru değiştiğinizi görürsünüz.

KELİMESİNİ ARAYAN KADIN 1 YAŞINDA!....

                                                                                                SEVGİLER

                                                                                KELİMESİNİ ARAYAN KADIN

13 Kasım 2015 Cuma

GİT

                 
Git, öyle bir git ki…
Bir parçan kalmasın sana ait,
Bende duran.
Şarkılar yine sussun gecelere.
                           
Git, öyle bir git ki…
Unutayım sensiz geçen yılları.
Ne sen benimle nefes al,
Ne de ben seninle nefes alayım.

Git, öyle bir git ki…
Uçurumdaki gözyaşlarım kurusun.
Bende nefret olsun aşkın,
Çöle dönsün.

Git, öyle bir git ki…
Bende bıraktığın yarını da,
Bende bıraktığın umudu da,
Yanında götür.
                                                                  KELİMESİNİ ARAYAN KADIN


12 Kasım 2015 Perşembe

BÜYÜMEK

                     
  
  Yıllar hızlı akıp gidiyor denizlere ve biz büyüyoruz. Kıymetini bildiğimiz ya da değerini anlamadığımız zamanlar geri dönmemek üzere gidiyor.
3 yıl önce sorsalardı bana;
- “Blog açmayı düşünür müsün?” diye.
 -“Hayır.” derdim.
   
   Şuan bakıyorum da kendime ne kadar değişmişim. Tek ben değil arkadaşlarım, ailem, tanıdığım herkes değişti. Eskiden çok masum gelen insanlar gölge oldular benim için ya da bir zamanlar tabu olan konular artık hayatın inanmadığım gerçekleri oldu. 3 yıl yeri geldi çok ağladım, boş yere kavga ettim yeri geldi çok hırslandım yeri geldi çok sevdim hatta nefret ettim sevmekten. Her sevdiğim de her değer verdiğimde hüzünlenen ben oldum. Nedenini geçmişe bakıp anlamak istesem bir hiçbir boşluk çıktı karşıma. Mutluluklarıma baktığımda hiç pişman olmamışım yaşadığım mutluluklardan. Ne bedel ödemiş olsam da onlar benimdi hep benim anılarımda kalacaktı. Atılan replikler, okunan şiirler ve söylenen şarkılar hiçbir zaman çıkmayacak kafamdan hep bir yerde olacaklar.  Onlar benim en güzel en saf yıllarım olarak unutulmayacak. Ne kadar kötü şeyler yaşasam da yeri gelince kavga etsem de hep bir yerde iyi ki yaşamışım diyeceğim. Çünkü onlar olmasaydı ben şimdi ki ben olmazdım. Hayatım nasıl olurdu bilmiyorum. Belki başka bir hobi edinirdim ya da düz bir öğrenci olurdum sadece. Bilmiyorum insan çok şey yaşıyor bazılarını erken unutuyor be! Verdiği emekleri, dostlukları her neyse… 
3 yılım bitti 4.yıldayız. Yeri geldiğinde en çok güldüğüm yeri geldiğinde en özel yaşanmışlıklarımı anlattığım üç arkadaşım hala yanımda. Bakıyorum da ne kavga etmişiz değmez şeyler için. Ama bugün bir şeyi çok iyi anladım biz gerçekten değiştik. Eskiden birbirimizden sakladığımız sırları kavga etmeyelim diye saklardık. Ama şimdi birbirimizi üzmemek için saklıyoruz. ..

  Biz büyüdük artık bizi hiçbir şey kıramaz. Kendimizden başkalarının bir önemi olmadığını anladık. Yıllar boyu salak yerine koyulduğumuzu, biz ağladığımızda güldüklerini gördük. Biz artık büyüdük kendimizden başka hiç kimse üzemez.

Özgürlük budur! Hayat budur!

                                                                                              KELİMESİNİ ARAYAN KADIN


“İnsanın vicdanının rahat olabilmesi için bedeninin acı çekmesi yeterli mi?”
             

                                                                                                    JEAN PAUL SARTRE

18 Eylül 2015 Cuma

Denemek Üzerine

                                            

Merhaba…

 Bir aydan uzun bir süre sonra yine buradayım. Aslında nasılım? İyi miyim? Kötü müyüm? Bilmiyorum. Ama karmakarışık haldeyim… İnandığım masallar büyüdükçe azalıyor ya da önemini yitiriyor. İçimdeki karmaşayı çözemeyecek kadar kalabalık düşüncelerim.
   
   Verimli bir 1,5 ay geçirdiğim doğrudur ama sadece iş hayatı olarak. Stajım bittiğinde anladığım tek şey özel hayatımı unuttuğum oldu. Ne kelimeler ne de insanlar hak ediyor bunu. Bu dengeyi nasıl kuracaktım? İlerde hayallerimin mesleği değil de şuan okuduğum bölüm mesleğim mi olacaktı? Tek düşündüğüm robot gibi olmamalıyım ben! Mutlu olmalıyım iş yerinde mutlu olup dışarı hayatımda asosyal biri olmamalıyım bu doğama aykırı. Ama mutlu olduğum yerde olsam? Bilmiyorum belki onunda eksi yönleri çok olacak ama mutlu olur muyum? Evet. Şuan mutlu muyum? Evet. Ama bir şeyler eksik gibi. Sanırım insan iki şey hakkında karar vermeden önce ikisini de denemeli ve görmeli. Denemek için cesaret lazım. Peki, bende o cesaret var mı? Eskiden vardı en azından stajdan önce… Bir şeyi başarınca diğer şeyi denemek istemiyor insan, kolay geliyor bir başarının arkasına saklanmak. Acaba daha mutlu olur muyum? Yoksa çok mu üzülürüm? Yoksa ya da acaba ile başlayan diğer sorular aklımı kurcalıyor. Bazen keşke beni şevke getirecek bana yardımcı olacak biri olsa diyorum. Sonra vazgeçiyorum. Niye başaramayım ki? Kim istemişte yapamamış bu güne kadar? Afife Jale'nin arkasında kim vardı? Ya da Jeanne d'Arc ? Ya da Hazerfen Çelebi nasıl emindi o merdivenleri çıkarken, inişinin yürüyerek olmayacağına?

Denemeli miyim diye soruyorum yine kendime? Başarana kadar da soracağım ve yine ve yine deneyeceğim sanırım…

                                                                           KELİMESİNİ ARAYAN KADIN



31 Temmuz 2015 Cuma

Bay X

                                                                                                                                      

     Hayatımız bir çok insanı tanımakla geçiyor. Kimini çok seviyoruz kimini sevmiyoruz kimi de arada. Hani o aradakileri ne seversin ne sevmezsin ya ama güvenmezsin de tamamen. O hep sınırdadır düşman da olabilirsiniz kardeşte.


     Ben hem birini kaybettim hem yeni birini kazandım. Kazandığım kişi kaybettiğime değdi mi bilmiyorum? 1 ay önce tanıştık, ilk andan anladım bakışlarını hayatıma gireceğini o gece hissetmiştim  sanki. Ama hani öyle hissedersin de olmaz ya o kötüdür işte bu seçeneğin olmasını istemedim. Bir hafta geçti ama gözleri hala aklımdaydı gece kızlar buluşması yaptık sonrasında da ortak mekana geçtik. O da oradaydı… O gün başladı asıl hikayemiz dans ettik.. Hayatımda ki en güzel dansımdı. Dudaklarımız konuşmadı sadece ruhumuz konuştu. Birkaç hafta böyle geçti ve her görüşmemizde daha çok bağlandık birbirimize. Sosyal medya üzerinden konuşmaya başladık ve bunların üzerine daha çok tanıdık birbirimizi. Artık aramızdaki etkileşim, yakınların arkadaşlarımız tarafından anlaşılmıştı ve bizde kendi duygularımızın farkına varmıştık. Bir akşam Bayan iki yüzlüye Bay X’i anlattım “tehlikeli” dedi. Nedenini 3 kere sordum belli bir şey yok dedi. Korktum ve soğuk davrandım istemeyerek . Bay X anladı birkaç kere sordu nedenini verebilecek cevabım yoktu. Nedendir bilmem yakın arkadaşlarıma söylediğimde çoğu platoniktir tek taraflıdır dedi. Ama o akşam hepsi karşılıklı olduğunu gördü. Kahve içmeye davet etti benim dışımda herkes bir şeyler biliyor gibiydi. Ve bir gece dayanamadık itiraf ettik ve konuşmaya karar verdik. Ama zamansızlıktan dolayı görüşemedik. 1 gün sonra sarhoş olarak beni aradı. Neye uğradığımı şaşırdım her şeyi söyledi Bayan iki yüzlüyle 1 yıl ilişki yaşadığını ve aynın evde kaldıklarını söyledi. Kırıldım.. Aynı sahneyi  paylaştığım kız değil de 1 ay tanıdığım adam söylemişti. Ağladım ağladım gözümde yaş kalmadı… O an tek istediğim ona sarılmaktı. Ne kadar kırgın ne kadar sinirli olsam da onun bana olan duygularını öğrendiğim için içim kıpır kıpırdı...

Sonrası mı? iyilik güzellik… ;) 
Takipte kalın :)


                                                                                       

                                                                                           KELİMESİNİ ARAYAN KADIN


                                                                                                   

9 Haziran 2015 Salı

Eksik Kalanlar

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    09/06/2015

Nefret ettiğiniz birine hiç sarılmak istediniz mi? Ya da yarım kalan hisleri, hayatları ne pahası olursa olsun yaşamak istediniz mi?
Öyle bir sevdim ki ben bir adamı, çok bekledim… Hala da bekliyor kalbim, benim bile ulaşamadığım en derin yerlerde. O kadar sinirliyim ki ona; beklettiği için değil, hak ettiğim değeri ondan alamadığım için. Ne komik değil mi? Ben yıllardır görmediğim bir adamı hala ama hala beklerken o başka… Başka birinin gözlerine bakmasını, başka birinin, sırf onun yakınında olduğu için onun elini tutmasını kaldıramıyorum. Ben hala onu umutsuzca beklerken. Belki de bekleyişim yaşanamamışlara, yaşanamayacaklaradır? Karşılıklı rakı içilecek gecelere? Ya da söylenecek güzel sözlere, şiirleredir? Kadınlar ilgi göstermeyen adamlara neden ilgi duyar hiç anlamamıştım. Sanırım körü körüne bağlanmak dedikleri şey bu. İmkansız olması ya da zor olması mı çeker bizi? Aylarca, yıllarca beklemeğe değdi mi diye sorsanız.. Bilmiyorum, kalbimin derinlerinde hala bir şeyler var ne kadar nefret etsem de silemiyorum hep bir yanım eksik. Yaşanamayacaklar, yaşanmalıydı yaşanmalı… Şimdi karşıma çıksa ben geldim dese. Ne yapardım bilmiyordum; her ne kadar nefret etsem de sarılırdım, öperdim, koklardım… Ben onun bana değen bir gülüşünü bile sakladım. Belki bu sakladıklarım acıtıyordur ya canımı? Keşke beyaz maskemi alsam, uzak bir ülkede bir baloya gitsem ilk karşıma çıkan o olsa. Ya da yaşadığım şehirde adını bilmediğim bir sokağa girip kaybolsam o bulsa beni? Bunlar olmazsa, yıllar sonra karşıma çıksa hiç bilmediğim sokaklara ait ilk defa gittiğim yabancı bir şehirde. Elimde kahvemle şehri keşfederken görsem onu sadece sarılsak… Sen benim şarkılarım, sözlerim, yaşamlarım oldun. Veda yazısı mı bu? Sanırım öyle oldu… Sen bunu hiç tanımadığın belki de ismini ilk defa duyduğun bir kadından dinleyeceksin. Belki yüzyıllardır tanıyorduk birbirimizi. Eski yaşanmışlıklar beni sana seni bana getirmiş olabilir. Ya da bunların hepsi boktan bir tesadüf…

“Her şey yarım kaldı yine ne tuhaf
Aşk yarım nefret yarım hayat yarım
Bir yanım kaçar gibi kovalar bir yanım
Ne kaldı geriye temiz ve saf
Biraz senin yarım biraz benim yarım
Bir tek ben bilirim seni sevdiğimi
Bir de sen bilirsin biraz”( Birsen tezer)

                                                                                                 KELİMESİNİ ARAYAN KADIN




3 Nisan 2015 Cuma

Karanlık Geceler


                                                                                                                                         
    Aşk ne kadar derin bir kelime. Hiç dokunmaya kıyamadığınız, ya da hiç erişemediğiniz bir aşkınız oldu mu?

    Benim oldu dokunmak isteyip te dokunamadığım, öpmek isteyipte öpemediğim bazen sövmek isteyipte sövemediğim bir sevdiğim var benim. O kadar uzağız ki, mesafeler ömre bedel. Ayrı geçirdiğimiz her saniye, her dakika, her saat, her gün, her ay… Bitmiyor. Yaşanacak uzun bir ömrümüz var ya da kısa ama ondan ayrı geçirdiğim her an eksik. Gündüz aklımdan çıkmıyor gece rüyalarımdan. Hani güneş her sabah doğar ya istesekte istemesekte; işte onunla doğuyorum gecelere. Hani akşam güneş batar ay çıkar ya ortaya; işte onunla uyuyorum gecelere. Ruhumda hissetmediğim kaybetmediğim unuttuğum bir anı yok onunla yaşıyorum.  En çok onu bekledim ben, her an onu bekledim. Kalbimin yoksulluğunu, onsuzluğunu kimseyle hiçbir şeyle dolduramadım tek ilacım o. Hani hiç beklemediğin bir anda seni en çok mutlu eden şey olur ya hiç ummazsın işte bende onu bekledim. Ansızın kapıyı çalmanı ben geldim demeni bekledim. Ya da ansızın bir mail ya da bir telefon belki hatta sadece bir mesaj bekliyorum.  Ama sadece senden bekledim hiçbir şey hissetmediğim birinden değil hem sen olmadıkça hiçbirinin önemi yok ki. Kimse yok hiç kimse yok kalbimde; senden başka. Her yerde sana benzeyen insanlar görüyorum. Sen mi herkese benziyorsun yoksa benim gözlerim hep seni mi arıyor? Ben seni unutmak istemiyorum bir ömür boyu sevmek istiyorum. Bundan değerlisi var mı? Sen demiştin ya “Sen oradasın ben buradayım, olmuyor “diye.

      Oralar buralar olsun mu? Sen gel sen duy sen sev beni benden mutlusu benden aşığı başka olamaz bu dünya da. Gel, gel ki yüzüm ömrüm kalbim neşelensin...



                                                                                                                    KELİMESİNİ ARAYAN KADIN

15 Mart 2015 Pazar

Hata mı?


                                                                                                                                                24/02/2015                         


    Ne yok ki? Yanlış bir erkek, yanlış bir bölüm, doğru olmayan bağlar, güvenilmeyecek insanlar… Liste uzun. 

     Bugün fark ettim ki hepsi bana çok şey öğretmiş. Hayatıma giren yanlış erkekler; ne kadar saf olduğumu göstermiş. Yanlış bir bölüm okuyor olmam sayısal olarak 3 yılımı kaybettiğimi ama gerçekte; çok iyi dostlar da kazandığımı, farklı insanlarla tanıştığımı gösterdi. Belki hiçbir zaman tanışamayacağım insanlar kazandırdı bu 3 yıl. Hatta bu blog’u açmamı sağladı. Aslında bugün bunun bir hata olmadığını öğretti bana. Bu 3 yılda yaşadığım başarısızlıklar beni büyütmüş, şükretmeyi öğretmiş bana. Ben hayatın akışına kapılmış giderken bunları görmemiş ve duymamışım. Ben bunları yazarken yanımdan onlarca insan geçiyor. Onlarca insan var, çoğu dedikodu yapıyor ya da tavla oynuyor hatta bazıları yan masayı kesiyor ve ben yine yazıyorum. Hatalarıma bir baktım da... Hayatımın en güzel tesadüfünü bu yıllarım sayesinde tanıdım. Bu hayatta tanıdığım en güzel yürekli adam. Gülüşünde yeniden can bulduğum, üzüntüsünde boğulduğum, biraz çocuk, biraz adam… Her başarısızlıktan bir kazancım varmış meğerse.
       Hata mi? "Hayır hayat bu."

  
   "Not: Bugün anladım ki ilk defa ona aşık olmuşum.."



                                                                                                      KELİMESİNİ ARAYAN KADIN

                                                                                        @kelimesiniariyo

14 Şubat 2015 Cumartesi

Özgecan Aslan


 
 
 
 
 
Bugün 14 Şubat 2015…

  Dün Özgecan’ın  yanmış cesedini buldular.. 3 gündür kayıptı… Gencecikti daha 20 yaşında bir kızdı. Masumiyetinden yararlanmak istedi adam. Kız karşı koydu, tırnakladı ve kimsenin duyamadığı o çığlıkları attı. Tek istediği yardımdı, adi şerefsiz bir adamdan kurtulmak istedi. O akşam tek istediği evine gitmekti ama gidemedi… Ölüm aldı o gece. Kız karşı koyunca defalarca bıçakladı, sonra demir bir sopayla başına vurdu. Özge derin bir uykuya yattı.. Vicdansız adam babasını ve arkadaşını çağırdı, genç kızın bedenini tanınmaması için yaktılar ve Cin Deresine attılar… Artık Özge yok! Özgeyle hiç tanışmadım. 2 güne kadar varlığından haberim bile yoktu. Belki birbirimizi tanımazken onlarca kere aynı otobüse bindik, aynı filmlere güldük aynı sokaklarda yürüdük. Belki de hiçbiri. Bu satırları yazarken gözyaşlarımı tutamıyorum. Bu acı hepimizin acısı. Özge 20 yaşında ki bir bedende öldü ama ruhu yaşamaması gereken şeyleri yaşadı… Hepimizin ruhu yaşlandı. Özge artık yok! İlerde iyi bir psikolog olacaktı belki iyi bir eş iyi bir anne olacaktı. Ama artık hiç biri yok bitti! Daha 20 yaşındaydı bunu hakkedecek ne yaptı ? KADIN olmak işte tek cevabı bu! Biz kadınlar sadece kadın olduğumuz için korksak yeter. Giydiğimiz kıyafetlerin, attığımız kahkahaların, geçtiğimiz yolların hiçbir önemi yok. Her an tecavüz tehlikesi varmış gibi yaşıyoruz artık. Bir merhaba diyen adam’dan bile korkmaya başladık. Erkekleri kadınlar büyütmedi mi? Nasıl bu kadar adi adamlar yetiştirebiliyorsunuz?

       Kadınların giyimleriyle, saçıyla, hamileliğiyle, vajinasıyla uğraşacağınıza gidin tecavüzleri, kadın cinayetlerini önleyin. Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim idam edin şerefsiz ırz düşmanlarını. Artık Özge yok! Artık o hepimizin bir kardeşi!

 

 
                                                                                                         KELİMESİNİ ARAYAN KADIN

 

 

 

30 Ocak 2015 Cuma

Kaybettiklerimiz


                                                                                                                                                         

  
     Bir kadına baktığında sadece sevişmeyi düşlüyorsan, sen başta kaybettin sevgili dost. Sen hayat boyu yalnız kalmaya mahkûmsun.

 

İlk önce kazandığın sevgileri kaybedersin sonra insanları, sonra ruhları, sonra da bedenleri. Yurtsuz kalırsın. Dönmeye çalışırsın yanlış girdiğin yollardan. Öyle kırmışsındır ki bulamazsın doğru yolu. Biri sana yaşatana kadar doğru sandığın bilgilerle yaşarsın. Yanından geçilemeyecek güzel kadınlar vardır ya da asil kadınlar, onlar bile bir gece şans eseri kalbini sana açmıştır. Nasıl olur bilinmez belki bir kader belki yaşanması düşük olan bir tesadüf. Sevmiştir seni ama sen öyle bir kırmışsındır ki öyle bir fırtına geçmiştir ki üstünden uçup gitmiştir. Aslında sen de biliyorsun yaptın bir hareketin sonucunun ne olacağını ya da ne olmayacağının. Neden o kadını kaybettiğini düşündün mü? Çünkü bencil davrandın. Başladığımız ilişkilerin sonunu tahmin edebiliriz ama hiçbirimiz kesin emin olamayız.  Bir erkek ya da kadın, kadınlar masum asla demiyorum sadece kendi tarafımdan anlatıyorum. Evet, bir erkek ya da kadın istediğini alınca seni terk edebilir. Bu bir eylem olabilir ya da bir nesne ya da duygu…  Her şey olabilir. Sadece de sex olabilir, intikam, para, masumiyet, ego… Her şey! Başlangıcı yaşamadan sonu nasıl bilebiliriz ki?  Doğruyu bulmamız için illa üzülmemiz mi lazım? Yarattığımız gözyaşları yeni hayatlar yeni fırsatlar açar bize. Bizi kaybeden insanlar ya da kaybettiğimiz insanlar çoğu zaman bizi olgunlaştıran insanlardır. Gelecekteki insanı/insanları ne kadar çok sevmiş olsakta çoğu zaman unutulmazlar. Söylenen sözlerin, dokunulan bedenlerin, yazılan mesajların geri dönüşümü yoktur hepsi ruha işlenir. Ruhunu nasıl işlersen ona göre gelişirsin olgunlaşırsın. Ruhunuza sapıklığı, kötülüğü, kıskançlığı, nefreti işlemeyin. Aşkı, sevgiyi, sadakati, güveni, tutkuyu işleyin. Kendinizi adi yapmakta sizin elinizde iyi bir insan yapmakta sizin elinizde…

     İlk cümle de dediğim gibi sevgili dostum, eğer bir kadına baktığında sadece sevişmeyi düşünüyorsan sen bu hayatta yalnız kamaya mahkûmsun…

 

 

 
                                                                                                 KELİMESİNİ ARAYAN KADIN
                                                                                                            #KelimesiniArayanKadn

                                                                                                            @kelimesiniariyo

                                                                                                                            

23 Ocak 2015 Cuma

SENİ SEVİYORUM.


 

 
   
     Seni Seviyorum…
I love you…
Ich liebe dich…
أحب ...                                                                             
 Я люблю тебя                                                                          
   אני אוהב אותך...                                                                              
Volim te…
Ek is lief vir jou...
Unë të dua...
Je te aime…
Te amo…
Jag älskar dig
Σ 'αγαπώ
Ti amo…
わたしは、あなたを愛しています
T’estimo…
Ես սիրում եմ քեզ
Kocham cie…
Es tevimilu…
Те сакам.
Miluji tě...
我愛你
Saya suka anda…
Men sizni sevaman…
Eu te amo…
Milujem t’a…
Mo nife re…
Waam ku jeclahay…
Ljlim te…



FARKLI YAZILIP, FARKLI OKUNSADA KALBE HİSSETTİRDİĞİ DUYGU AYNIDIR.

                                            #KelimesiniArayanKadn
                                            @KelimesiniAriyo
 
 
 
 
 
 
 
 
                                                                       
 
 
                                                     

13 Ocak 2015 Salı

Bir karanlık ve bir mum


                                                                                                                                 13.01.2015
 
Bir karanlık, Can Gox, sıcak çikolata…

Bir gece bir de sen…

Bir yalnızlık, bir sensizlik,

Bir mum ışığı,

Seni bana anlatır.

Bir inanç, iki insan,

İki insan ayrı hayaller,

Ve ortak bir hayal.

Sen ile ben sevgilim,

Bu gecedeki mum ve karanlık gibiyiz?

Mum yakmak için illa elektriğin mi kesilmesi lazım?

Yaşadığım aydınlık yetmiyor,

Gel de karanlığımı aydınlat.

                                                                                                             

                                                                                                              KELİMESİNİ ARAYAN KADIN
                                                                                                              #KelimesiniArayanKadn
                                                                                                              @KelimesiniAriyo

 

5 Ocak 2015 Pazartesi

Korkmamak Gerek


 
"Aaa o sen misin?" diye başlamıştı tanışmaları…

   Oysa 5 gün boyunca birlikte çalışmışlardı, ama birbirlerinin yeni tanıyorlardı. Kız önceden hazırlıklıydı ismini alıp facebook’tan bakmıştı. İlk fotoğrafını gördüğünde pozitif enerji almamıştı. Tuhaftı.. Tanıştılar” ben Zeynep, ben Salih “ sonraki beş gün birbirini dinlemeyle iş yerinde ki oda ziyaretleriyle devam etmişti. Kızın aldığı negatif enerji kaybolup gitmişti. Çocuk hep aradaydı tanıştığından beri söylüyordu uzun zamandır yalnız olduğunu, kız da ayrılma evresindeydi sevgilisinden. Belki birbirlerini tanıdıkları o gün çoğu şey değişmişti. Kız etkilenmişti erkekte uzun zaman sonra bir kızdan etkilenmişti, hem de çok yıllar sonra. Birbirlerine geçmişlerini geleceklerini anlattılar. İş bitti tanıştıklarına memnun oldular. Aylar geçti ve bir mesaj ; konuştular konuştular.. . İşte bu sefer kız sevmeye başladı ne kadar yanlış bir adam olduğunu bilse de. Çok ümit verdi adam çünkü kızı çok sevdi ama korktu bağlanamamaktan, onu üzmekten.  Bir yola başlamadan terk edip gitmek değil miydi asıl üzen? Kız üzüldü aylarca, sonra yeniden sevdi olmadı. O da olmadı sonra adam geri geldi kendini hatırlattı. Kız hatırlamak istemedi kalp ağrısını, tersledi.. Sonra yine geldi.. Sonra yine son gelişinde yine üzdü. Bu sefer çok pişmandı, kızdan vazgeçmek istemiyordu sorun sevemiyordu. Sevmeyi bilmiyordu, onu üzmekten korktu. Niye geliyordu o zaman, kendini unutturmamak için mi? Yoksa kızı denemek için mi? Kız yıpranmıştı mutsuzdu.. Kız hiçbir zaman korkmamıştı cesurdu, yeri geldiğinde sevdiğini de söylemişti, iğrendiğini de. Adam korkuyordu. Ama korkmamak gerekiyordu, doyasıya sevmek lazımdı. Adam ona değer versin diye hala bekliyordu. Biraz bencilceydi ama içtendi. Uzun yollardan gelmişti kız, bir sürü insan bırakmıştı geriye…  Bedenleri daha gençti yaşayacakları çok şey vardı belki.

   İşte böyle hepimizin hikâyesinin bir bölümünün başka bedenlere ait olanı. Sonuç? Bilmem… Mutlu sonları arıyorum hala, mutlu bir son bulursam başka hikâyeler yazılır onlara.

 

                                                                                              Sevgiler…

                                                                             Kelimesini Arayan Kadın